02
Jul
09

Benjamin Franklin

ben_franklin_key1

Birden nedendir bilinmez elektrik üzerine çalışmalar yapmış bilim adamlarını araştırmaya karar verdim. İlk olarak geçenlerde arkadaşlarla laf arasında kulağını çınlattığımız paratoner’in mucidi Benjamin Franklin’den bahsetmek istedim.

Benjamin franklin’in hayatını daha ayrıntılı öğrenmek isterseniz bu linkten faydalanabilirsiniz.

Efendim Benjamin Franlin’in elektrik üzerine yaptığı araştırmaları kısaca değinecek olursak;

elektrik yüklerindeki artı ve eksi uçlarını keşfetti ve elektriğin korunumu ilkesini ortaya attı. Fırtınalı bir havada uçurtma uçurarak gerçekleştirdiği deneyi sonunda şimşeğin elektriksel bir olay olduğunu keşfetti. Elektrikten etkilenmeleri sebebiyle kendisinin kurtulmasına rağmen iki yardımcısının öldüğü bu deneyden yola çıkarak paratoner‘i keşfetti.

24
Jun
09

Açıköğretim’de branşlar artıyor

anadolu

Açıköğretim’de Uluslararası İlişkiler, Felsefe, Sosyoloji gibi 22 yeni bölüm daha açılıyor. Fakültede kayıt silme ise tarih oluyor…

Üniversitelerin örgün bölümlerine yerleşemeyenlerin tercih ettiği Açıköğretim bölümleriyle ilgili Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Fevzi Sürmeli’den iki önemli müjde geldi. Sürmeli, yüz binlerce öğrenciyi yakından ilgilendiren yeniliklerle ilgili açıklamalarını Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Açıköğretim Fakültesi Mezunları toplantısında yaptı.

ÖNEMLİ BÖLÜMLER AÇILIYOR

Rektör, 7 lisans ve 33 ön lisans programıyla eğitim veren Açıköğretim Fakültesi’nin 2009-2010 öğretim yılında 5′i lisans 17’si ön lisans olmak üzere toplam 22 yeni bölümün açılacağı müjdesini verdi. Lisans bölümlerine ek olarak Uluslararası İlişkiler, Felsefe, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Konaklama ve İşletme Yönetimi bölümlerinin de ekleneceğini belirten Sürmeli, ön lisans programlarına da şu bölümlerin ekleneceğini açıkladı:

Menkul Kıymetler, İşletme Yönetimi, Spor Yönetimi, Adalet, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık, Elektrik Enerji Üretim, Turizm ve Seyahat Hizmetleri, Lojistik, Medya ve İletişim, Radyo ve TV Programcılığı.

16
Jun
09

Teknoloji üzerine orjinal lakırtılar

r» Duvaksız gelin, CD-ROM sürücüsüz PC olmaz

» Dağ dağa kavuşmaz, bilgisayar bilgisayara kavuşur.

» Yazıcının şahidi tarayıcı.

» Kaspersky’nin olmadığı yerde norton’a abdurrahman

» Çökecek windows bilgisayarda durmaz.

» Windows’u seven maviye katlanır.

» Windows’a service pack de yüklesen, windows yine windows’tur.

» Windows’unu açık unutanın ziyaretçisi pek olur.

» Reset’te keramet vardır.

» Eski dos’tan windows olmaz.

» Formatlanmış diskin davası olmaz.

» Windows’uma söven, linux kullansa bari.

» Paran çoksa yeni bilgisayardan bıkma, işin yoksa chatten çıkma.

» Bir virüse sistem yakma.

» Bana işlemcini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

» Hatasız program olmaz.

» Ak anti-virüs kara gün içindir.

» Dos işler windows övünür.

» Pc’ye mac vermişler, hani benim akvaryumum demiş.

» Sakınan diskte bad sektör çıkar.

» Ram’sız windows oynamaz.

» Yazılımsız donanım, donanımsız yazılım olmaz.

» Eceli gelen windows mavi ekrana düşer.

» İşletim sistemi windows olanın, başı beladan kurtulmaz.

» Zip’le yatan rar’la kalkar.

» Bin gigabyte’ın olsa da, bir gigabyte’ı olana danış.

» Sora sora crack bulunur.

» Hard diski virüs bassa norton’a vız gelir.

» ’Kazaa’ yüklüyorum demez.

» Beleş anti-virüs programı; virüsü türkü çağıra çağıra ararmış.

» Dos kocamış; windowsun maskarası olmuş.

» Bugünün işini görev zamanlayıcısına bırakma.

» Avi. gelen yerden mp3 esirgenmez.

» Orjinal program kullananı dokuz ağdan kovarlar.

» Ağ alma komşu al.

15
May
09

Ataistlere bir gol daha :)

albert_einsteinBir üniversite profesörü öğrencilerine şu soruyu sorar;
-Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?

Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve cevaplar;
-Evet, her şeyi Tanrı yarattı!

Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine evet efendim diye cevaplar.
Profesör devam eder;
-Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de Tanrı şeytandır.

Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur.

Profesör ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı’nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.

Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve;
-Bir soru sorabilir miyim profesör? der.

Profesörde sorabileceğini söyler.
Öğrenci ayağa kalkar ve soğuk var mıdır? diye sorar.
Profesör; Nasıl bir soru bu böyle, tabi ki vardır diye cevaplar. Sen hiç soğuktan üşümedin mi?

Öğrenci;
-Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur; yasamda/realitede biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (-460 derece F) sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç olmadığı seviyedir). Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri bozulur ve değişir. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir der ve devam eder,

- Profesör, karanlık var mıdır?

Profesör;
-Tabiî ki vardır.

Öğrenci cevaplar;
-Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü karanlık ta yoktur. Yasamda/realitede karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız. Gerçekte, biz Newton’un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık ışını karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekânın/uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçersiniz! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı yer/mekân için kullanılan bir kelimedir.

Son olarak öğrenci profesöre gene sorar;
-Efendim şeytan var mıdır?

Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte cevaplar;
-Tabiî ki, açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde onu görürüz. Şeytan/kötülük bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği insaniyetsizliğinin bir örneğidir. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de değildir. Der.

Öğrenci devam eder;
-Şeytan yoktur efendim. Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak Tanrının yokluğudur. O aynen karanlık ve soğuk ta olduğu gibi insanin tanrının yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir. Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan/kötülük insanin tanrısal sevgiyi yüreğinde duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir.

Profesör yerine oturur.

Genç öğrencinin adı Albert Einstein’dır.

11
May
09

Taktire şayan bir uygulama

Bildiğiniz gibi hastahanelerde muayene olabilmek için;sabahın erken saatlerinde hastahaneye gelip muayene olmak için muayene sıra numarası alıp muayene için zamanın bize gelmesini bekleriz. Bu işlem bizim günümüzün büyük bir kısmını alır.

İzmir/Aliağa devlet hastahanesinde internet üzerinden verilen online randevu sistemi sayesinde bu işkenceyi sona erdirmiş. Hastahanenin online randevu kısmından tc numaramızla kayıt yaptırıyoruz. Randevu saatinde hiç zaman beklemeden muayenemizi oluyoruz. TÜm kurumlarımızın teknolojiye ayak uydurması dileğiyle :)

24
Dec
08

Rapidshare alternatifi

Bir video veya bir programı arkadaşınıza göndermek istiyorsunuz. Mail olarak yollamaya karar verdiğinizde bir bakıyosunuz ki dosya boyutu mail ile göndermek için çok büyük.  Rapidshareye üyeliğiniz var ise böyle bir sorunuz yok. Ya yok ise burada imdadınıza share1t yetişiyor. Share1t’e 100 MB’a kadar olan dosyaları kolayca yükleyebiliyoruz. Kullanımıda çok basit, tek yapmamız share1t sitesine gidip Browse butonuna tıklayıp göndermek istediğimiz veriyi bilgisayardan bulup send diyoruz. Bu işlem sonunda share1t bize HTML ve BBcode kodu ve bu kodları göndermek için email bölümünü karşımıza çıkarıyor. Email bölümüne göndermek istediğimiz kişinin mail adresini yazdığımızda maili yolladığımız kişiye bir link gidiyor. Maili alan linke tıkladığında 5 sn kadar bekledikten sonra dosyayı indirebiliyor.

19
Dec
08

Hayaller gerçek mi oluyor?

Bilindiği üzere teknik eğitim fakültesi mezunlarının yaklaşık %3′ü öğretmen olarak olarak bir kurumda çalışabiliyor. Geriye kalan %97 lik kısmı ise özel sektörde iş arıyor. Özel sektöre girenler ise ünvan sorunu yaşıyor. Çoğunluğu fakülte mezunu olmasına rağmen lise mezunu olan teknisyenle aynı sınıfa koyuluyor.

Bu problemi çözmek için yök genel kurulu toplanarak mesleki ve teknik eğitimin yeniden düzenlenmesi gündemi ile toplandı. Yeni model taslağına göre, 19 teknik eğitim fakültesi kapanacak, yerlerine teknoloji fakülteleri kurulacak. Bu fakültelerde eğitim gören öğrenciler uygulama mühendisi olarak mezun olacak. YÖK’ün bir diğer hedefi de, meslek yüksek okullarını iki yıldan üç yıla çıkarmak. YÖK tarafından hazırlanan taslağa göre, 19 teknik eğitim fakültesi kapatılacak, yerlerine teknoloji fakülteleri açılacak. Ayrıntılı bilgi için bu linke tıklayabilirsiniz.

19
Dec
08

Trafikten elektrik üretilmesi

trafikten-elektrik1Günümüzde yenilenebilir enerji kaynaklarının ne denli önemli olduğu bilinmektedir. Gün geçmiyor ki yenilenebilir enerji kaynaklarına yeni alternatifler sunulmaktadır.

Bunlardan bir tanesi;

Akaryakıt ile çalışıp hava kirliliğine sebep olan motorlu kara taşıtlarının elektrik üretebileceği Terry Kenney düşünmüş ve sekiz yıllık bir çalışmanın sonucunda bunu başarmış. “Dragon Power Station” adını verdiği sistemi ABD’de kullanılmaya başlanmış bile. Her gün 2500 kamyonun geçtiği, California Oakland Liman yoluna yerleştirilen mekanizma, Günde 500 – 7000 kw/s arası, 1750 evin ihtiyacı karşılayacak kadar elektrik üretiyor.
Sistem Nasıl Çalışıyor: Hidrolik tanklar asfalt içine gömülüyor. Üzerlerinden geçen araçların oluşturduğu basınç, pompalama hareketi ile sisteme bağlı olan kinetik enerji jeneratörünü çalıştırıyor ve elektrik üretimini gerçekleştiriyor.
Benzer sistemler hızla gelişerek yaygınlaşıyor. Hafif araçların geçtiği yollar için sistemin “Güneş enerjisi takviyeli” modeli de kullanılmaya başlanmış. Japonlarda, kinetik enerji jeneratörü ile tren istasyonu turnikelerinden elektrik elde etmişlerdi.

Bunu ülkemize uyarlarsak; trafik sirkülasyonunun çok olduğu İstanbul Boğaziçi Köprü Girişleri,otogar giriş çıkışını örnek olarak verebiliriz.

 

 

05
Dec
08

Biyolojik saatimiz

biyolojik-saatBiyolojik saat, insan bedeninde olan birçok olayın ritmini belirler. Bu şema, sabah kalkıp öğlen yemek yiyen ve akşam uyuyan bir insanın günlük döngüsünü gösteriyor.

Günlük beden ritmi, gece ve gündüzle paralellik gösterse de kişisel farklar, ortamın sıcaklığı, egzersiz, stres gibi unsurlar bunu etkileyebilir.

24.00 Gece yarısı. Uykunun ilk evresi başlıyor.

01.00 Beden kendini uykuya programlıyor. Dikkat azaldığından bu saatte çalışanların hata yapma olasılığı, iş ve trafik kazaları artıyor.

02.00 Derin uyku. Melatonin en yüksek düzeyde. Beden soğuğa karşı aşırı duyarlı oluyor. Görme duyusu ve refleksler zayıflıyor. Gece yapılan trafik kazalarının çoğu bu saatte oluyor.

03.00 Melatonin salgılanması azalıyor. Kişide kararsızlık ve melankolik hissetme artıyor. İntihar vakaları bu saatte çok görülüyor.

04.30 Beden sıcaklığının en düşük olduğu saat.

05.00 Erkeklik hormonu çok salgılanıyor. Stres hormonları artmaya başlıyor ve kaybolan enerji geri geliyor.

06.00 Kortizon salgılanması artıyor, beden uyanmaya başlıyor. Metabolizma hareketlenerek günün işleri için enerji ve proteinleri hazırlamaya başlıyor.

06.45 Kan basıncında ani yükselme.

07.00 Beden tüm gücünü daha toplayamadığından spor yapmak önerilmiyor. Sabah erken saatlerde yapılan yorucu sporlar kalbe gereksiz yere yüklenilmesine yol açıyor. Sindirim sistemi çalışmaya başlıyor. Güne iyi hazırlanmak için güzel bir kahvaltı şart.

07.45 Melatonin salgılanması duruyor.

08.00 Nikotinin sağlığa en çok zarar verdiği saat. Sabah içilen sigara damarları her zamankinden çok daraltıyor

08.30 Bağırsak hareketleri başlıyor.

09.00 Bedenin kuvveti artmaya başlıyor.

10.00 Yüksek alarm durumu. Enerjimiz yüksek, verimlik üst düzeyde, beyin yaratıcı ve dinamik.

11.00 Beden artık forma girdi. Beynimiz nızlı çalışıyor, özellikle hesap işleri zorlanmadan yapılıyor.

12.00 Öğle zamanı. Artık karnımız acıkıyor, dikkatimiz azalıyor, midedeki asit miktarı artıyor.

13.00 Beden formdan düşmeye başlıyor, verimlilik azalıyor. Sindirim başladığı için dolaşımdaki kanın büyük bölümü bağırsakların çevresinde.

13.30 Kan basıncı düşüyor, kendimizi bitkin hissediyoruz.

14.30 Çevre koşullarına en yüksek uyum.

15.00 Enerjimiz geri geliyor. Belleğimiz tam formunda. Sabahkinden az olmakla birlikte ikinci verimliliğe yaklaşıyoruz.

15.30 En hızlı tepki dönemi, reflekslerimiz hızlı.

16.00 Kalp-damar sisteminin verimliliği çok yüksek, kas gücü dorukta.

17.00 Organların etkinliği üst düzeyde. Kuvvetimiz artıyor. Spor için en iyi saat.

18.30 Kan basıncı en yüksek seviyeye ulaşıyor.

19.00 Beden sıcaklığının en yüksek olduğu saat.

21.00 Melatonin salgılanması başlıyor.

22.30 Bağırsak hareketleri yavaşlıyor.

23.00 Dinlenme saati. Bedende stres hormonu salgılaması duruyor. Sakinleşip gevşiyoruz. Kan basıncı ve beden sıcaklığı düşüyor.

Bilim Teknik Dergisi

05
Dec
08

TANRI’NIN KAHVESİ

Bir grup kariyer yolunda ilerleyen yeni mezun, eski
üniversitelerindeki profesörlerini ziyaret için bir araya gelirler.
Sohbet, sonunda işin ve hayatın stresinden şikâyetleşmeye döner.
Misafirlerine kahve ikram etmek isteyen profesör mutfağa gider ve
yanında büyük bir termos içinde kahve ve porselen, plastik, cam,
kristal olmak üzere değişik tarzda ve ucuz görünenden, pahalı ve hatta
çok özel olanlarına kadar değişik kahve bardakları ile gelir.
Herkes bir bardak secince, profesör şöyle söyler :
‘Fark ettiyseniz, tüm pahalı görünen bardaklar alındı ve geriye ucuz
görünümlü, sade bardaklar kaldı. Kendiniz için en iyi olanı istemeniz
normal olsa da, bu sizin stresinizin ve problemlerinizin kaynağı
aslında. Emin olun ki, bardağın kendisi kahvenin kalitesine hiç bir
şey katmaz. Çoğu zaman, sadece daha pahalıdır ve hatta bazı durumlarda
da içtiğimizi saklar. Hepinizin aslında istediği kahveydi, bardak
değil, ama bilinçli olarak en iyi bardaklara yöneldiniz ve sonra
birbirinizin bardağına bakmaya başladınız. Sunu bir düşünün: Hayat
kahvedir. Is, para ve toplumdaki konumunuz da bardaklar. Onlar hayati
tutmak için sadece araçlardır ve seçtiğimiz bardak yasadığımız hayatin
kalitesini belirlemediği gibi değiştirmez de. Bazen sadece bardağa
odaklanarak Tanrının sunduğu kahvenin tadını çıkarmayı unuturuz.
Kahvenizin tadına varın!
En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler. Sadece her
şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar.