31
Ağu
11

Yüzde 100 Türk motoru

Kayserili sanayici Hasan Basri Özdamar, geliştirdiği tek silindirli, yakıttan yüzde 40 tasarruf sağlayan enjeksiyonlu motoruna Uluslararası Patent Enstitüsünden onay aldı.

Özdamar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 33 yıldan beri motorlar üzerine çalışmaları bulunduğunu, şimdiye kadar onlarca buluşu olduğunu, ancak 22 yıldan beri üzerinde çalıştığı tek silindirli yüzde 100 yerli motoru üretmeyi başardığını bildirdi. Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.

15
Ağu
10

Katsayı engelinden kurtuldular, kimi doktor olacak kimi mühendis

28 Şubat sürecinde getirilen katsayı sebebiyle üniversite kapıları yüzlerine kapanan meslek liseliler, engelin önemli oranda kalkması üzerine büyük başarılara imza atıyor.

Haberrin devamını bu linkten okuyabilirsiniz.

31
Tem
10

Teknoloji fakültelerini meslek liseliye kapatma girişimi iş dünyasını kızdırdı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) üniversite tercih kılavuzundaki teknoloji fakültelerine ilişkin duyuruların yer aldığı bölümlerin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’a başvurması yeni bir kaosa yol açtı. TMMOB, dava gerekçesinde, bu fakültelerin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürüyor; teknoloji fakültesi mezunlarının mühendislik fakültelerini bitiren mühendislerden düşük nitelikli olacağını iddia ediyor. Ancak eğitim ve iş dünyası, böyle düşünmüyor. TUSKON Başkanı Rıza Nur Meral, teknoloji fakültelerinin iş dünyasının ihtiyaç duyduğu uygulama ve saha mühendisi yetiştireceğini belirterek, “TMMOB, kendi işine baksın. İş dünyasının bu fakülteden çıkacak gençlere ihtiyacı var. Danıştay, bu fakültelere dokunmasın.” diyor.

Meslek lisesi kökenli mühendislerin iş hayatına daha hızlı adapte olduğuna ve çok ağır şartlarda verimli çalıştıklarına dikkat çeken Meral, teknoloji fakültelerini desteklediklerini açıklıyor: “İş dünyası bu tür elemanları bulmakta zorluk çekiyor. Saha mühendisi açığı çok fazla. Bu işlerin çeşidine göre insan yetiştirilmesi lazım. Teknoloji fakülteleri Türk sanayisinin orta, destek, uygulama ve saha mühendisleri yetiştirmede çok önemli bir açığını kapatacak.”

Haberin devamını bu linkten okuyabilirsiniz.

16
May
10

Ne Olacak Bu teknik Eğitim Fakültesi Mezunlarına?

Bir bölüm düşününkü lisede 3-4 yıl, fakültede 4-5 yıl okuyorsun; sonunda ne özel sektörde nede devlette geçerliliği olmuyor. İşin garibi bu sorundan herkes haberdar.

31
Mar
10

Mühendis itirazı

Geçenlerde Olay gazetesi yazarı İhsan Aydından, on binlerce teknik eğitim mezununun unvan ve iş sorununu gündeme getirmişti.

“Teknik öğretmene neden unvan yok” başlıklı yazısında, pastalarının küçüleceğini düşünen mühendislerin hoşlanmayacağını da aktarmıştı.
Öyle de olmuş
Başında, Uludağ Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Adem Doğangün bulunduğu İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Teknik Kurulu konuyu geniş bir şekilde ele alan rapor hazırlamış.
Haberin devamını bu linkten okuyabilirsiniz.
17
Mar
10

Teknik öğretmene neden unvan yok?

Sayıları 233 bini aşmış. Sadece Bursa’da bu vasıfta 3 bin 200 kişi var. Bunlardan ancak bin 755’i öğretmenlik yapabiliyor.
Hepsi geçmişte mühendis düzeyinde eğitim almış. Ama onlardan bir farkı var.
Mevzuat hazretleri kendilerine unvan vermiyor.

Adları teknik öğretmen ama hepsi öğretmen olarak atanamıyor.
Teknik Eğitim Fakültelerini bitirenlerin 1999 yılına kadar meslek liselerine öğretmen olarak atamaları yapılabilirken bu tarihten sonra ancak yüzde 2’si öğretmen olabilmiş.
Kalan yüzde 98’inin özel sektörde değişik branşlarda çalıştıkları görülüyor.
Önceki gün ziyaretimize Teknik Eğitim Vakfı (TEKEV) Bursa İl Başkanı Fahri Yıldız ile yöneticiler Aytur Özdemir ve Emin Zeybek geldiler.
Bir hayli sıkıntılılar.
Meslektaşları adına sorunlarına çözüm arıyorlar.
Özellikle de unvan sıkıntısı had safhaya ulaşmış.
Başkan Yıldız, “Üyelerimizin yüzde 85’i mühendislik programları ile aynı müfredatı görmüş oldukları halde mühendislerle aynı unvanı alamıyor. 1992’de 3795 sayılı teknik öğretmenlerin unvan ve yetkilerini belirleyen bir yasa çıktı. Fakat Yükseköğretim Kurulu o tarihten bu yana hiçbir üniversitede mühendislik için gerekli fark derslerini kapatacak programlar açmıyor. Bunun bilinçli yapıldığını düşünüyoruz” diyor.
Yıldız, bu durumun ülke genelinde aileleriyle birlikte dolaylı etkilenen insan sayısını 8,5 milyona ulaştırdığını ve sorunlarına acilen çözüm beklediklerini de ekliyor.
TEKEV’in duruma dikkat çekmek amacıyla sokağa dökülme, meydanlara inme ve seslerini bu yolla demokratik yöntemlerle yetkililere ulaştırma girişimlerinin olduğunu da öğrendik.
TEKEV yöneticileri özellikle unvan sıkıntısının çözümüne dönük adımlarda Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği’nin siyaset üzerinde bir baskı kurduğunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki 233 mühendis kökenli milletvekilinin kendilerine unvan tahsisi konusunda bir engel oluşturduğunu ileri sürüyorlar.
Başkan Yıldız daha da ileriye gidiyor ve fark derslerinin vererek unvan alımı konusunda YÖK’teki TMMOB temsilcisi Prof. Dr. Durmuş Günay’ın çabaları baltaladığını söylüyor.
Bir YÖK üyesinin 233 bin teknik öğretmen tarafından unvan önünde büyük engel görülmesi de düşündürücüdür.
Zira Prof. Günay’ın halen yüzde 25’i işsiz olan mühendisleri koruma adına, teknik öğretmenlere unvan vererek bu oranı daha da yükseltmek istememekle suçlanıyor.
Teknik öğretmenler kadar meslek lisesini bitirmiş olan öğrencilerin de sıkıntıları olduğunun altını çizen Yıldız’a göre devlet, teknik öğretime yaptığı yatırımın karşılığını alamıyor.
Örneğin, devlet düz lise öğrencileri için yıllık 800 TL harcama yaparken, bu rakamın meslek liselerinde öğrenci başı 4 bin 500 liraya kadar çıktığını da hatırlatıyor ve ekliyor:
“1998 yılında üniversiteye girişte meslek lisesi mezunlarına diğer lise mezunlarından daha az puan veren katsayı uygulaması çıkana kadar bu okullarımız daha çok ilgi görüyordu. Fakat katsayı ile birlikte öğrencilerin yükseköğretim programlarına devam şansı azaldı. Bursa’da bu uygulamadan etkilenen 36 endüstri meslek lisemiz var. Buradaki öğrencilerimizin de yaşıtlarıyla eşit koşullarda yüksek öğretim sınavında şanslarını denemelerinden yanayız. Devletimizin öğrenci başına yaptığı o yüksek harcama ne yazık ki katsayı duvarıyla boşa gitmiş oluyor.”
TEKEV’in Başkan ve yöneticileri geçmişte bu okullardan bugün çok ünlü isimlerin yetiştiğini fakat farklı alanlarda öne çıktıklarını da hatırlatarak şu örnekleri veriyorlar:
“Örneğin Cem Yılmaz, Binali Yıldırım, Ersen Tekin ve Zekai Tunca gibi isimler endüstri meslek liselerinden mezun olmuşlardır. Bugün hepsi farklı branşlarda öne çıktılar. Biz hem meslek liselerimizin hem de teknik öğretmenlerimizin var olan sorunlarının çözümü konusunda siyaset cephesinden destek bekliyoruz.”
TEKEV yöneticilerinin gündeme getirdiği unvan sorununun mühendislerimizi çok memnun ettiğini sanmıyoruz.
Zira Yıldız’ın da belirttiği gibi bu alandaki pastanın daha da küçülmesi ve işsiz mühendis sayısının artması muhtemeldir.
Gerek unvan, gerekse katsayı uygulamasının bu kesimde oluşturduğu sıkıntının aşılması konusunda sanırız en çok iş yine siyasilere düşüyor.
Not:Bu yazı olay gazetesinden alınmıştır. Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.
15
Kas
09

Teknoloji fakülteleri kuruluyor

2/11/2009 TARİHLİ VE 2009/15546 SAYILI KARARNAMENİN EKİ

KARAR

MADDE 1 – (1) Ekli listede belirtilen yükseköğretim kurumları bünyesinde bulunan ve aynı listenin (A) sütununda gösterilen fakülteler kapatılmış ve (B) sütununda yer alan fakülteler aynı yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak kurulmuştur.

(2) Bu Karar uyarınca kapatılan fakülteler, mevcut öğrencilerin mezuniyetlerine kadar eğitime devam eder.

(3) Bu Kararın uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulama esaslarını belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir.

MADDE 2 - (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3 - (1) Bu Karar hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Kanunun Linki

Kapanan ve açılan fakülteler Listesi:

18
Ağu
09

3G’nin dez avantajları

3gBugün mail adresime düşen bir yazı dikkatimi celb etti.

İsveç’te, 3G’de bulunan 3 UMTS sistemini test etmişler.

İnsan vücudu üzerinde çok önemli zararları olduğunu görmüşler.

Bu ateşi elinize almayın, geleceğinizi yakmayın! Prof.Dr. Selim Şeker anlatıyor.

3G geldi! Reklâmlar aracılığı ile ortada bir bayram havası var… Reklâm sloganı “merak etmiyor musun” diyor. Biz merak ediyoruz ama geleceğimizi! Sağlık sorunları göz önüne alındığında kazandıracak mı, yoksa kayıplar mı artacak?

Tehlikeli Oyuncak” kitabının yazarı, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker sorularımızı yanıtladı.

3G ne anlama geliyor?

“3G, kablosuz sistemlerin yani hücresel ağ sisteminin en gelişmişi. Önceden tanıdığımız 1G ve 2G’ye göre çok büyük yenilikleri var. Şu ana kadar sesli iletişim aracı olarak kullandığımız cep telefonunda, artık görüntü, bilgi aktarımı, sayısal veriler, TV, faks, internet, medya haberciliği gibi büyük iletişim kolaylığı getiriyor.”

Çevre ve insan sağlığı üzerinde ne gibi etkileri olacak?

“Bu sistemde iletişim aracı olarak kullandığımız, bir odayı dolduran bütün elektrik aksamını bir telefona soktular. Maalesef para kazanırken çevre ve insan sağlığını hiç düşünmüyorlar. Bu teknoloji ile beraber bugüne kadar 1 baz istasyonu olan yerde, artık 9 tane baz istasyonu olacak! Yani baz istasyonu sayısı çok artacak. İngiltere’de 3G ile beraber baz istasyonu sayısı 50.000–70.000 civarında artış göstermiş.

Daha çok baz istasyonu; daha çok radyasyon, daha çok manyetik kirlilik demek! 3G hem insan hem de çevre sağlığı açsından büyük riskler içeriyor.

İsveç’te, 3G’de bulunan 3 UMTS sistemini test etmişler. İnsan vücudu üzerinde çok önemli zararları olduğunu görmüşler.

TV istasyonunda çalışan kişiler, çalıştıkları ortama girince bir ağırlık ve baş ağrısı hissederler, yoğun stres yaşarlar. Bunun sebebi o istasyonda bulunan alıcı ve vericilerdir.

Bazı alışveriş merkezlerine giren insanlar da rahatsızlık duyarlar, rahat nefes alamazlar, kalp hastaları daha fazla rahatsız olur. Bunun sebebi de o alışveriş merkezinde bulunan baz istasyonlarını n sebep olduğu kuvvetli radyasyondur.

2G’nin DNA’yı olumsuz etkilediği, kansere sebep olduğu birçok ülkede yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Bu araştırmaların çoğunu Tehlikeli Oyuncak kitabımda açıklamıştım. Eylül ayında Hayykitap’tan yayımlanacak  ikinci kitabımda da son araştırmaları açıklayacağım!”

Çocukların geleceğini nasıl etkileyecek?

“Baz istasyonuna ilk 300 m mesafede oynayan çocukların, diğer çocuklara oranla %500 daha fazla kanser olma riski taşıdıkları yine bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Okul, hastane, park gibi alanların çevresinde kesinlikle baz istasyonu ve yüksek gerilim hattı bulunmaması gerekiyor. Bizim ülkemiz maalesef bu konuda da gariplikler ülkesi! Birçok hastane, park ve okul çevresi baz istasyonları ile çevrili.

Anne ve babalar cep telefonunu çocuklara ödül olarak kesinlikle vermemeli! Çünkü bu ödül değil, onların hayatıntan sağlıklarını çalan ölümcül bir alet!

Dikkat edin baz istasyonlarında örümcekler yaşamaz, kuşlar da çevresine yuva yapmaz! Elektromanyetik kirlilik hayvanları ve doğal hayatı da çok olumsuz etkiliyor. Yeni sistem doğal hayatı tehdit ediyor!”

Hangi hastalıklarda artışlar görülecek?

“Kalp ameliyatı geçirmiş olanlar İstanbul gibi büyük metropollerde yaşayamaz hale gelecek.

Alerji vakalarında büyük artışlar gözlenecek. İsveç’te yapılan bir araştırmada 3G sisteminin gelmesinin ardından alerji vakalarından büyük artış gözlenmiş.

Almanya’da yapılan bir araştırmada da çocuklarda erken ergenlik ve obezite, kadınlarda menopoz sorunlarında artışlar ortaya çıkmış.”

Peki, hem çevre hem de insan sağlığını korumak için çözüm ne?

“Cep telefonlarının mümkün olduğunca az kullanılması gerekiyor. Çünkü sağlığa tamir edilemeyecek derecede büyük zararlar veriyor. Mevcut sistem insanları korumuyor.

Sigara konusunda devlet ve toplum çok geç uyandı ama artık büyük hassasiyet gösteriliyor. Çok geç olmadan cep telefonu konusunda da aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor. Bunun için, sivil toplum örgütlerine, devlete ve özellikle telefon kullanan vatandaşlara büyük görev düşüyor.”

02
Tem
09

Benjamin Franklin

ben_franklin_key1

Birden nedendir bilinmez elektrik üzerine çalışmalar yapmış bilim adamlarını araştırmaya karar verdim. İlk olarak geçenlerde arkadaşlarla laf arasında kulağını çınlattığımız paratoner’in mucidi Benjamin Franklin’den bahsetmek istedim.

Benjamin franklin’in hayatını daha ayrıntılı öğrenmek isterseniz bu linkten faydalanabilirsiniz.

Efendim Benjamin Franlin’in elektrik üzerine yaptığı araştırmaları kısaca değinecek olursak;

elektrik yüklerindeki artı ve eksi uçlarını keşfetti ve elektriğin korunumu ilkesini ortaya attı. Fırtınalı bir havada uçurtma uçurarak gerçekleştirdiği deneyi sonunda şimşeğin elektriksel bir olay olduğunu keşfetti. Elektrikten etkilenmeleri sebebiyle kendisinin kurtulmasına rağmen iki yardımcısının öldüğü bu deneyden yola çıkarak paratoner‘i keşfetti.

24
Haz
09

Açıköğretim’de branşlar artıyor

anadolu

Açıköğretim’de Uluslararası İlişkiler, Felsefe, Sosyoloji gibi 22 yeni bölüm daha açılıyor. Fakültede kayıt silme ise tarih oluyor…

Üniversitelerin örgün bölümlerine yerleşemeyenlerin tercih ettiği Açıköğretim bölümleriyle ilgili Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Fevzi Sürmeli’den iki önemli müjde geldi. Sürmeli, yüz binlerce öğrenciyi yakından ilgilendiren yeniliklerle ilgili açıklamalarını Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Açıköğretim Fakültesi Mezunları toplantısında yaptı.

ÖNEMLİ BÖLÜMLER AÇILIYOR

Rektör, 7 lisans ve 33 ön lisans programıyla eğitim veren Açıköğretim Fakültesi’nin 2009-2010 öğretim yılında 5′i lisans 17′si ön lisans olmak üzere toplam 22 yeni bölümün açılacağı müjdesini verdi. Lisans bölümlerine ek olarak Uluslararası İlişkiler, Felsefe, Sosyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Konaklama ve İşletme Yönetimi bölümlerinin de ekleneceğini belirten Sürmeli, ön lisans programlarına da şu bölümlerin ekleneceğini açıkladı:

Menkul Kıymetler, İşletme Yönetimi, Spor Yönetimi, Adalet, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık, Elektrik Enerji Üretim, Turizm ve Seyahat Hizmetleri, Lojistik, Medya ve İletişim, Radyo ve TV Programcılığı.




Follow

Get every new post delivered to your Inbox.